Son zamanlarda düşüncelerimi adeta altüst eden bir şey var: Hayatımdaki en etkili gelişim, daha fazlasını eklemekten değil, bazı şeyleri çıkarmaktan geldi.
Büyümenin daha fazlasını yapmak anlamına geldiğini düşünmeye programlanmışız. Mesela daha fazla kitap okumak, daha fazla podcast dinlemek, daha fazla strateji öğrenmek… Dürüst olmak gerekirse, bunların hiçbiri kötü değil. Ancak bir noktada, sükûnet olmadan daha fazla bilgi sadece gürültüye dönüşür.
Ya şu anda ebeveynlik için yapabileceğiniz en önemli şey, yükünüze bir şey eklemek değil de ondan bir şey çıkarmaksa?
Benim için bu, bilgiyi değil derin düşünmeyi tercih etmek anlamına geliyor. Hemen başka bir kitaba uzanmak ya da başka bir bölümün oynat düğmesine basmak yerine, sadece sessizce durmayı öğreniyorum. Tanrı’nın huzurunda oturup O’nun daha önce söylediği sözlerin içime işlemesine izin veriyorum. Koşuşturmanın ödüllendirildiği bir dünyada bu, kulağa geldiğinden daha zor.
Bu aynı zamanda performansa değil, duaya öncelik vermek anlamına da geliyor. Ve dürüst olmak gerekirse, her gün uzun yapılacaklar listesi, duayı isteğe bağlı bir şey olarak bir kenara itmeme neden olan en büyük ayartmalardan biri.
Ama sürekli döndüğüm gerçek şudur: Dua etmeyi bir kenara itmeye başladığımda, aslında Tanrı’nın gücüyle değil, kendi gücümle daha fazlasını başarabileceğimi düşünüyorum. Ve bu hiçbir zaman iyi sonuçlanmaz.
O yüzden bu hafta, “Neyi ekleyebilirim?” diye sormak yerine, “Neyi çıkarabilirim?” diye sormayı deneyin.
Çocuklarınızın daha meşgul, daha bilgili bir versiyonunuza ihtiyacı yok. Onların ihtiyacı, dua eden ve yanlarında olan bir versiyonunuzdur.
https://godlyparent.com/what-if-less-really-is-more/ 28/3/2026’da ulaşılmıştır ve izinle kullanılıyor.