Birkaç yıl önce eski öğrencilerimden biri bana basit gibi görünen, ancak aslında daha derin bir soruna işaret eden bir soru sordu. Şöyle dedi:

“Hey, bana söylediğin gibi Markos Kitabı’nı okuyorum… ama şimdi ne yapacağım? Bundan sonra ne yapmam gerektiğini gerçekten bilmiyorum.”

Tembel biri değildi. Gerçekten çaba gösteriyordu. Ancak bugün birçok öğrencinin yaşadığı aynı sorunla karşı karşıyaydı: Kutsal Kitap’ı nasıl okuyacağına dair bir çerçevesi yoktu. Ne araması gerektiğini, metni nasıl anlaması gerektiğini ya da okurken nasıl ilerleyeceğini bilmiyordu.

Bu an zihnimde yer etti, çünkü bana şunu hatırlattı: Kutsal Kitap’ı açmak, onu iyi okuyabilmekle aynı şey değildir.

Peki öğrencilerin, Kutsal Kitap’ı kendi başlarına okuyup anlayabilmelerine nasıl yardımcı olabiliriz?

1. Sadece Okuma Ödevi Vermeyin, Onlara Nasıl Okuyacaklarını da Öğretin

Günümüzde çoğu öğrenci, tarihteki birçok nesilden daha fazla Kutsal Kitap içeriğine erişebiliyor. Günlük okuma planları, podcast’ler, “günün ayeti” bildirimleri ve sayısız Kutsal Kitap uygulaması ellerinin altında. Ancak bütün bu kaynaklara rağmen, öğrencilerin yaklaşımı çoğu zaman bilinçli değil; daha çok rastgele oluyor.

Eğer öğrencilerin Tanrı’nın Sözü’nü gerçekten sevmelerini istiyorsak, onlara yalnızca ne okumaları gerektiğini söylemekle yetinmemeli, aynı zamanda nasıl okumaları gerektiğini de öğretmeliyiz.

Kendi hizmetimde şunu fark ettim: Her şey merakla başlıyor. “Bunu oku ve sonra bana anlat” tarzı bir yaklaşım yerine, öğrencilerle birlikte yavaşlamaya ve doğru soruları sormaya çalışıyorum. Birlikte Kutsal Kitap’ı açtığımızda şu tarz sorular soruyorum:

  • “İsa bunu neden söylemiş olabilir?”
  • “Bu bölüm Tanrı’nın karakteri hakkında bize ne gösteriyor?”
  • “Burada dikkat çeken şey ne?”

Bu tür sorular, öğrencilerin Kutsal Kitap’ın sadece bir ders kitabı olmadığını; yaşayan Tanrı’yla kurulan bir ilişki ve diyalog olduğunu anlamalarına yardımcı olur.

Gençlik hizmetinde yaptığımız en büyük hatalardan biri, öğrencilerin Kutsal Kitap’ı nasıl okuyacaklarını zaten bildiklerini varsaymaktır. Oysa çoğu öğrenci bunu bilmez.

Ancak onları, her Kutsal Kitap okumasında şu üç basit soruyu sormaya teşvik ederek bunu değiştirebiliriz:

  1. Bu metin ne söylüyor?
  2. Bu sözlerin anlamı nedir?
  3. Bu metin benim yaşamımı nasıl etkilemeli?

(Başka bir ifadeyle: gözlem, yorumlama ve uygulama.)

Bu üç soru, konuyu gereğinden fazla karmaşıklaştırmadan öğrencilere sağlam bir okuma çerçevesi sunar.

2. Sadece Kendilerini Değil, İsa’yı da Görmelerine Yardımcı Olun

Öğrenciler için hazırlanan birçok kaynak — iyi niyetle hazırlanmış olanlar bile — çoğunlukla kişisel gelişime odaklanır: stresle nasıl başa çıkılacağı, ilişkilerin nasıl yönetileceği ya da doğru kararların nasıl verileceği gibi. Bunlar elbette önemli ve gerekli konulardır. Ancak öğrencilere yalnızca bunları verirsek, Kutsal Kitap’ı bir pencere yerine bir ayna gibi okumayı öğretmiş oluruz.

Oysa amaç, öğrencilerin her öyküde yalnızca kendilerini bulmaları değil, İsa’yı görmeleridir.

Luka 24. bölümde İsa, Musa’nın yazılarının, peygamberlerin ve Mezmurların aslında Kendisine işaret ettiğini söyler. Öğrenciler, Kutsal Yazılar’ın merkezinde Tanrı’nın Mesih aracılığıyla yaptığı işleri gördüklerinde, Kutsal Kitap okumak bir görev olmaktan çıkıp zevke dönüşür.

Ve bu da onların, Kutsal Kitap’ı kendi başlarına okuyabilmelerine ve orada gördükleri Kişi’yi daha derinden sevmelerine yardımcı olur.

3. Yardımcı Materyalleri Bilinçli Bir Şekilde Kullanın

Öğrenci hizmetlerinde en sık duyduğum sorulardan biri şuydu: “Önerebileceğiniz bir yardımcı kaynak var mı?”

Açıkçası, uzun süre bu soruya net bir cevabım olmadı. Çünkü öğrencilerin öncelikle Tanrı’nın Sözü’nü okumalarını istiyordum. Ancak birçok öğrenci nereden başlayacağını bilmiyordu.

Ergenlik dönemi, yaşam boyu sürecek alışkanlıkların temelinin atıldığı önemli bir süreçtir. Bu nedenle doğru kaynakları bulmak büyük önem taşır. Öğrenciler için hazırlanan birçok günlük okuma kitabında karşılaştığım sorun ise şuydu: Bazıları öğrencilerin yaşam deneyimlerinden çok uzaktı, bazıları ise fazla yüzeysel kalıyordu.

Oysa yardımcı materyaller, podcast’ler ve Kutsal Kitap uygulamaları bilinçli kullanıldığında son derece faydalı araçlar olabilir. Bunları, bisikletin destek tekerlekleri gibi düşünebiliriz. Öğrencilerin denge kurmayı öğrenmelerine yardımcı olurlar; ancak amaç, sonunda kendi başlarına ilerleyebilmeleridir.

Tehlike şurada başlar: Yardımcı materyaller, Kutsal Kitap’ı desteklemek yerine onun yerini almaya başladığında.

Bazı öğrencilerin, günlük okuma kitabından kısa bir paragraf okuyup ardından kitabı kapatarak “Tanrı’yla zaman geçirdiklerini” düşündüklerini gördüm. Yazılanlar faydalı olabilir, ancak bunlar yine de Tanrı’nın Sözü’nün yerini tutmaz.

İyi bir yardımcı materyal, okuyucuyu her zaman yeniden Kutsal Kitap’a yönlendirir. Tanrı’nın Sözü’ne karşı bir açlık uyandırır ve bu açlığı başka şeylerle doyurmaya çalışmaz.

Bu yüzden gençlik pastörleri olarak bir yardımcı materyal ya da Kutsal Kitap okuma planı önerirken şu basit soruları sormalıyız:

  • Kutsal Kitap’ı merkezde tutuyor mu?
  • İnsan sözlerinden çok Tanrı’nın Sözü üzerinde düşünmeye teşvik ediyor mu?
  • Okuyucuyu İsa’ya yönlendiriyor mu?

Eğer bu soruların cevabı “evet” ise, bu kaynakları sevinçle kullanabilirsiniz. Ancak öğrencilere her zaman şunu hatırlatın: Yardımcı materyaller bir varış noktası değil, yalnızca bir köprüdür.

4. Yavaş ve Sadık Bir İstikrarın Örneği Olun

Günümüz öğrencileri anlık sonuçlara alışmış durumda: anında cevaplar, anında erişim ve anında tatmin… Ancak Kutsal Kitap okumak böyle işlemez.

Belki daha önce şu benzetmeyi duymuşsunuzdur: Kutsal Kitap okumak bir ATM’den para çekmeye değil, bir birikim hesabına yatırım yapmaya benzer. Etkisini her zaman hemen görmeyebilirsiniz, fakat zamanla biriken gerçekler yaşamınızı derinden şekillendirir.

Bu yüzden öğrencilere örnek olmamız çok önemlidir. Öğrenciler, bizim günlük yaşamın sıradan anlarında bile Tanrı’yla düzenli vakit geçirdiğimizi gördüklerinde, Kutsal Kitap’ın yalnızca bir ilham kaynağı değil, yaşamın kaynağı olduğunu öğrenirler.

Bunun için gösterişli olmanıza gerek yok. Sadece onlarla birlikte Kutsal Kitap’ı açmaya devam edin ve her seferinde içindeki yeni güzelliği görmelerine yardımcı olun.

Onları sürekli İsa’ya yönlendirin. Kutsal Kitap’ın her sayfasının, O’nu daha yakından tanımak için yeni bir fırsat olduğunu onlara hatırlatmaya devam edin.

5. Onlara İlerleme Yolu Gösterin

Markos Kitabı’nı okuyan öğrenciye geri dönelim. Onunla konuştuktan sonra, ona bir başlangıç noktası verdiğimi ama net bir yol haritası sunmadığımı fark ettim. Aslında onun daha fazla motivasyona değil, yönlendirmeye ihtiyacı vardı.

Bu yüzden birlikte oturup basit bir plan yaptık. Bu konuşma, With Him kitabının da temellerini oluşturdu. Çünkü birçok öğrenci istekli ve hevesliydi; sadece noktaları nasıl birleştireceklerini bilmiyorlardı.

Ben de hem öğrenciler hem de onları yönlendiren liderler için, bir sonraki adımları netleştiren bir yol haritası geliştirmek istedim. Eğer öğrencilerin bu noktaları birleştirmelerine yardımcı olabilirsek, onlara kısa süreli bir heyecandan çok daha değerli bir şey vermiş oluruz: Tanrı’yla düzenli zaman geçirmeye dayanan ömür boyu sürecek bir alışkanlık.

Gençlik pastörleri olarak bizim görevimiz, Kutsal Kitap’ı öğrenciler için “daha kolay” hâle getirmek değildir. Asıl görevimiz, öğrencilerin onu nasıl çalışacaklarını öğrenmelerinin ne kadar değerli olduğunu görmelerine yardımcı olmaktır.

Kutsal Kitap, insanı aydınlatma, ikna etme ve Mesih’e benzetme gücüne sahiptir. Umudumuz, öğrenciler Tanrı’nın Sözü aracılığıyla O’nun sesini duymayı öğrendiklerinde, artık daha azıyla tatmin olmamalarıdır.

Bu yüzden onları, yaşayan ve etkin olan Tanrı’nın Sözü’ne yönlendirmeye devam edin. Öğrenciler bunu deneyimlemeye başladıklarında, her şey değişir.

https://www.youthpastortheologian.com/blog/helping-students-read-the-bible-for-themselves   17/1/2026’de ulaşılmıştır. İzinle kullanılıyor.

Bizi takip edin: