Yerel bir kilisede ihtiyar/önder olarak sorumluluklarım arasında, insanlarla birebir görüşerek onlara öğüt ve rehberlik etmek de yer almaktadır. İnsanların derin üzüntülerini paylaştıkları ya da büyük sorular sordukları anlarda onları dinlemek ve ardından Tanrı’nın sözünü bilgelik, teselli ve yönlendirme amacıyla paylaşmak gibi ciddi bir ayrıcalığa sahip olmanın hayranlığını hiç kaybetmedim.
Son zamanlarda, düzenli olarak karşıma çıkan durumlar üzerine düşünmeye başladım. Bazı durumlar tamamen benzersiz olsa da, çoğu birbirine birçok açıdan benzemektedir. Bu durumlar üzerinde düşünürken, en sık verdiğim öğüdün şu olduğunu fark ettim: “Yapmalısın” ve “yapman gerekir” şeklinde düşünmeyi bırakmak ve bunun yerine “bilgelik” ve “istemek” kavramları üzerinden düşünmeye başlamak.
Hıristiyanlar zorluklar ve sıkıntılarla karşılaştıklarında, zor kararlar vermek zorunda kaldıklarında ya da bir yol ayrımına geldiklerinde, doğal olarak “Bu durumda Tanrı’yı nasıl memnun edebilirim?” sorusunu sormak isterler. Bu, son derece değerli bir içgüdü ve sorulması gereken çok iyi bir sorudur. Hıristiyanlar her zaman Tanrı’nın buyruklarını yerine getirmeye ve yasakladıklarından kaçınmaya özen göstermelidir. “Kararımda Tanrı’yı onurlandırmak istiyorum” ve “Bulunduğum durumda O’na yücelik vermek istiyorum” ifadelerini duymayı çok seviyorum.
Ancak hayatın çoğu alanında Tanrı bize açık ve doğrudan buyruklar vermez. Bir ebeveyn çocuğuna “Git, bahçede oyna” diyebilir; ebeveyn, çocuk çitin içinde kaldığı sürece hangi oyunu oynadığıyla ilgilenmez. Benzer şekilde, Tanrı ahlaki sınırları belirler ve bu sınırlar içinde bize geniş bir özgürlük tanır.
Sıklıkla “Yapmalı mıyım?” sorusunu sormayı tercih ederiz: Bu kiliseye mi yoksa şu kiliseye mi katılmalıyım? Bu üniversiteye mi yoksa şu üniversiteye mi gitmeliyim? Bu potansiyel eşi mi yoksa şu eşi mi takip etmeliyim? Bu kadar çocuk mu yoksa şu kadar çocuk mu yapmalıyım?
Bu tür sorular sorduğumuzda “yapmalı” kelimesini oldukça doğal bir biçimde kullanırız. Ancak bu ifade yanıltıcı olabilir; çünkü içinde bulunduğumuz durumda ahlaki olarak doğru ve yanlış olan seçenekler bulunduğunu, Tanrı’yı memnun edecek bir yol ile etmeyecek başka bir yol olduğunu, O’nun bereketini getirecek bir tercih ile olumsuz sonuçlara yol açacak başka bir tercih bulunduğunu ima eder. Bu nedenle Tanrı’dan açık bir yönlendirme bekleriz ve bunu alamadığımızda tereddüt yaşarız.
Sıkça dile getirdiğim bir ifade şudur: “Ya Tanrı gerçekten umursamıyorsa?” Elbette bu düşünceyi bilinçli olarak abartıyorum ve açıklamaya ihtiyaç duyuyor. Burada kastettiğim, Tanrı’nın bireyin vereceği her kararı ayrıntılı biçimde yönlendirme konusunda ısrarcı olmayabileceğidir.
Sonuçta Tanrı bizim Babamızdır ve bir baba çocuklarını destekler. Bir baba çocuğuna bahçeye çıkıp oynamasını söylediğinde, çocuğunun kovalamaca mı, saklambaç mı yoksa yakalamaca mı oynayacağını sormasını beklemez; yalnızca oynamasını, o an yüreğini neşelendiren oyunu seçmesini ister.
Benzer şekilde Tanrı da bizim yaşamamızı ve kendi kararlarımızı almamızı ister. Kutsal Kitap’ta açıkça belirtilen konularda isteğinin sınırlarını belirler; bunun ötesinde ise bilgeliğe ve arzulara göre hareket etmeyi bize bırakır. En bilgece seçeneği değerlendirmemizi ve ardından, Kutsal Kitap tarafından şekillendirilen ve Ruh tarafından biçimlendirilen arzularımızı dikkate almamızı bekler.
Bu nedenle, en sık verdiğim pastörel öğüt, bireylerin kararlarını “ne yapmaları gerektiği” temelinde almaktan vazgeçip, “neyin bilgece olduğu” ve “ne istedikleri” temelinde değerlendirmelerine yardımcı olmaktır. İnsanların çoğu zaman Tanrı’nın ahlaki isteğini, gerçekte olduğundan daha geniş yorumladıklarını gözlemliyorum. Bu nedenle, onlara Tanrı’nın belirlediği sınırlar içinde olduklarını ve Tanrı’nın, hangi yolu seçerlerse seçsinler, onlara özgürlük tanımaktan ve bereketini esirgememekten memnun olduğunu anlamalarına yardımcı olmaya çalışıyorum.
Başka bir ifadeyle, “yapmalı” ve “yapmak zorunda” kavramlarıyla düşünmeyi bırakıp, “bilgelik” ve “istemek” kavramlarıyla düşünmeye başlamak gerekir.
https://www.challies.com/articles/my-most-common-pastoral-counsel/ 31/10/2025’te ulaşılmıştır. İzinle kullanılmaktadır.