O Kötüye ve Kötülüğe Yenilmedi
Mart ayı yavaş yavaş etkisini yitiriyor. Hava ısınmaya başlıyordu. Nisan ayı kendini iyiden iyiye hissettiriyordu. İstanbul’a çok yakışan aylardan biriydi. Gökyüzü açık mavi, hava ne sıcak ne soğuktu. Ağaçlar taze, yeşile bürünmüş, kuşlar sanki şehrin her köşesinde şarkı söylüyordu. Diriliş Bayramı (Paskalya Bayramı) için sayılı günler vardı. Ev ve kiliseler Paskalya dekorları ile süslenmişti. Beşiktaş’ta oturan dört kişilik bir aile, o sabah mutfakta sessiz bir telaş içindeydi.
Anne Özlem Hanım, mutfak masasına kahvaltılıkları dizerken, baba Murat Bey ise çocuklarına öğlen okulda yemeleri için sandviç hazırlıyordu. Çocukları, 10 yaşındaki Lidya ve 13 yaşındaki Çınar okul için hazırlanmış, pencereden dışarı bakıyor, birlikte martıları izliyorlardı. Lidya kızıl kıvırcık saçları ve yüzündeki çiller ile arkadaşlarından farklı ve dikkat çekiciydi. Annesine oldukça benziyordu. Çınar ise kumral, uzun boylu ve zayıfça biriydi. Tıpkı babası gibiydi.
“Bugün okulda sınavım var” dedi Çınar yumuşak bir sesle.
“Hangi dersti?” diye merakla sordu Lidya.
“Matematik dersi,” diye cevapladı Çınar gözlerini devirerek. Bu ders Çınar’ı biraz zorluyor ve kaygılanmasına sebep oluyordu.
“Dün akşam son çalışmalarını da tamamladın öyle değil mi? Bence iyi geçecek kaygılanma’’ dedi Lidya
Anneleri Özlem “Bence de başarılı olacaksın Çınar çok çalıştın. Sınavın iyi geçsin diye dua da ediyoruz. Kaygılanma ve Rab’ be bırak O gerekeni yapacaktır. Haydi babanız çaylarınızı doldurdu, kahvaltı hazır, kim dua etmek ister?’’ diyerek herkesi masada topladı. Herkes hızlıca kahvaltısını yedi ve çay bardaklarındaki son yudumu da içti.
Tüm bu telaş içinde çocukların servis saatinin geldiğini yine babaları Murat Bey “Aşağı inme vakti’’ diyerek çocuklara hatırlattı. Çocuklar hızla sırt çantalarını ve beslenme çantalarını alarak anne ve babaları ile vedalaşıp ayakkabılarını giyindiler. Bina merdivenlerinden hızla indiler. Ağır demir kapıyı açarak sokakta servis araçlarının geleceği noktaya doğru yürüdüler. Servislerinin sokağın başından döndüğünü görür görmez camdan kendilerini izleyen annelerine el sallayarak servise bindiler.
