Welcome!

Hello,

Welcome to the ‘’Easter Calendar’’. This year we will have a lot of fun learning and making awesome crafts with you. Every day a new box you will be able to open and inside will be a story to read, a reading to do from the Bible and an activitiy. If you complete all of these tasks each day then you will receive a present from us. Make sure you join the Facebook group or contact us via email to let us know of your progress.


Email: kucakhizmetleri@gmail.com
Facebook: Join the Facebook Group!


KUCAK YAYINCILIK

Hoş geldin!

Merhaba,

’'Diriliş Takvimine’’ hoş geldiniz. Takvime katılım üst yaş sırını 13 olarak belirlenmiştir. Bu yıl yine güzel çalışmalar yaparak hem eğlenecek hem de öğreneceğiz. Her gün birlikte bir kutucuk açacağız. Bunu yaparken çeşitli görevleriniz olacak. Video izlemek, okumalar, el-işiler ve minik görevler gibi. Bu görevler tamamlandığında bizden sürpriz hediyeler kazanacaksınız. Yaptığınız bu çalışmaları her gün kucakhizmetleri@gmail.com adresine veya Facebook Diriliş Takvimi https://www.facebook.com/groups/1697945090264865?locale=tr_TR sayfasına yükleyerek bizimle paylaştığınızdan emin olun. Takvim etkinliklerini son güne bırakmadan yüklemeleri yapmayı unutmayın. Kargo için de isim, soy isim, adres ve telefon bilgilerinizi bize ulaştırın. Bunun için anne ve babanızdan yardım almayı unutmayın.


Eposta: kucakhizmetleri@gmail.com
Facebook: Facebook Grubuna üye ol!


Kucak Yayıncılık

1.Gün - 27 Mart

O Kötüye ve Kötülüğe Yenilmedi

Mart ayı yavaş yavaş etkisini yitiriyor. Hava ısınmaya başlıyordu. Nisan ayı kendini iyiden iyiye hissettiriyordu. İstanbul’a çok yakışan aylardan biriydi. Gökyüzü açık mavi, hava ne sıcak ne soğuktu. Ağaçlar taze, yeşile bürünmüş, kuşlar sanki şehrin her köşesinde şarkı söylüyordu. Diriliş Bayramı (Paskalya Bayramı) için sayılı günler vardı. Ev ve kiliseler Paskalya dekorları ile süslenmişti. Beşiktaş’ta oturan dört kişilik bir aile, o sabah mutfakta sessiz bir telaş içindeydi.

Anne Özlem Hanım, mutfak masasına kahvaltılıkları dizerken, baba Murat Bey ise çocuklarına öğlen okulda yemeleri için sandviç hazırlıyordu. Çocukları, 10 yaşındaki Lidya ve 13 yaşındaki Çınar okul için hazırlanmış, pencereden dışarı bakıyor, birlikte martıları izliyorlardı. Lidya kızıl kıvırcık saçları ve yüzündeki çiller ile arkadaşlarından farklı ve dikkat çekiciydi. Annesine oldukça benziyordu. Çınar ise kumral, uzun boylu ve zayıfça biriydi. Tıpkı babası gibiydi.

“Bugün okulda sınavım var” dedi Çınar yumuşak bir sesle.

“Hangi dersti?” diye merakla sordu Lidya.

“Matematik dersi,” diye cevapladı Çınar gözlerini devirerek. Bu ders Çınar’ı biraz zorluyor ve kaygılanmasına sebep oluyordu.

“Dün akşam son çalışmalarını da tamamladın öyle değil mi? Bence iyi geçecek kaygılanma’’ dedi Lidya

Anneleri Özlem “Bence de başarılı olacaksın Çınar çok çalıştın. Sınavın iyi geçsin diye dua da ediyoruz. Kaygılanma ve Rab’ be bırak O gerekeni yapacaktır. Haydi babanız çaylarınızı doldurdu, kahvaltı hazır, kim dua etmek ister?’’ diyerek herkesi masada topladı. Herkes hızlıca kahvaltısını yedi ve çay bardaklarındaki son yudumu da içti.

Tüm bu telaş içinde çocukların servis saatinin geldiğini yine babaları Murat Bey “Aşağı inme vakti’’ diyerek çocuklara hatırlattı. Çocuklar hızla sırt çantalarını ve beslenme çantalarını alarak anne ve babaları ile vedalaşıp ayakkabılarını giyindiler. Bina merdivenlerinden hızla indiler. Ağır demir kapıyı açarak sokakta servis araçlarının geleceği noktaya doğru yürüdüler. Servislerinin sokağın başından döndüğünü görür görmez camdan kendilerini izleyen annelerine el sallayarak servise bindiler.

Etkinlik:

Diriliş Bayramında yapmaktan hoşlandığın şeyleri bizimle paylaş?

Day 1 - 26th March

Yoram and his sister Eliana climbed down from the olive tree and ran to meet their father. Did you find him, Father? Did you find the Teacher? What did he say?

Father bent down to hug his children and answered, The Teacher talked about a kingdom, but not like this Roman kingdom ruling us now. He said his Kingdom was like a merchant who found the most wonderful pearl in the world. Next their father looked down at the ground, picked up a white stone and showed it to them. In fact, it was so wonderful, the merchant sold everything he had just to buy that pearl!

Is that a pearl, Daddy? Eliana asked pointing to the stone. Father laughed. It’s a pearl of wisdom from the Teacher. Here, you take it, put it some place safe, where you put valuable things, and remember what the Teacher said. Eliana didn’t have a safe place for valuable things so Yoram said she could use his leather pouch, as long as the 'pearl' could belong to both of them.

Reading:

The Precious Pearl

Matthew 13:45-46

Activity:

Click on the following link and let's make a treasure pouch.
https://www.kucakyayincilik.com/hazine-kesesi-yapiyoruz/

2.Gün - 28 Mart

Lidya ve Çınar servisin okul bahçesinde durması ile hızla kapıya doğru yöneldi. Zilin çalması ile sıraya giren tüm çocuklar sınıflarına gitmek için dağılmaya başladı. Lidya sınıfın kapısından girerken mırıltı şeklinde “Çilli kızıl, çilli kızıl’’ sesini yine işitti. Duymazlıktan geldi ve sırasına oturdu.

Lidya o günün ödevi için oldukça heyecanlıydı. Öğretmenleri tüm sınıf için “akran nezaketi’’ konulu bir proje ödevi vermişti. Akran nezaketi demek; yaşıtlar arası incelikli, saygılı, kibar hoş davranışlar demekti. Akran zorbalığı ise tam tersiydi, kişi veya grubun başka bir kişi veya gruba karşı tekrarlayan kötü davranışı, kişinin kasıtlı olarak diğerine zarar vermesiydi. Zorbalık fiziksel, sözel veya psikolojik olabilirdi. Lidya öğretmeninin anlattıklarını tekrar zihninden geçiriyordu.

Grup olarak çocuklar resim, şarkı, şiir, öykü oluşturma, kompozisyon, gösteri gibi çalışmalar hazırlayacaklardı. Nezaketin ne kadar önemli ve güzel olduğunun herkesçe bilinmesini ve uygulanmasını istiyordu. Tam tersi olan zorbalığın da ne olduğunu açıklamıştı. Düzenli ve sistemli olarak birine kötülük yapmak, kişiyi dışlamak, iletişimi kesmek, alaycı davranmak ve fiziksel olarak şiddet uygulamak zorbalık için anlattıkları içindeydi. Bunların okullarda ve sosyal alanlarda yaşanmasının zararlarını da anlatmış benzer bir durum yaşayan biri olursa kendisine ve ailelerine haber vermeleri konusunda öğrencilerini uyarmıştı. İyiliklerin ve nezaketin önemini düşünmeleri gerektiğini de anlatmıştı. Aynı yaştaki çocukların birbirleri için iyilik yapacakları ve iyiliğin herkesi mutlu eden bir güzellik olduğunu göstermelerini istiyordu. Bunu bir sanat dalını kullanarak yapmaları için onları teşvik ediyordu.

Güzel davranışların, büyüyen ve çoğalan nezaketin bir ödev olarak verilmesi Lidya’yı çok mutlu etmişti. Çünkü Lidya çok nazik, güler yüzlü, arkadaşlarına iyilik yapmayı seven, sevinç dolu bir çocuktu. Zaman zaman arkadaşları için ufak sürprizler yaparak onları mutlu etmekten keyif alıyordu. Bazen de arkadaşları için annesine kurabiyeler ve poğaçalar pişirtiyor ve onlara ikram ediyordu. Tüm bunları iyi olmayı seçtiği için yapıyordu. Çünkü inandığı Tanrı İsa Mesih çok iyiydi. O da iyi olmalıydı. Bu önemli gerçeği ailesinden öğrenmişti. Daha fazlasını ise Kutsal Kitap’tan öğrenmişti.

Ezberlediği bir ayette iyilikten bahsediyordu.

Kötülüğü yenilme. Kötülüğü iyilikle yen. (İncil, Romalılar Bölümü 12:21) Bu ayet Lidya’nın en sevdiği ayetler içinde yer alıyordu.

İyilik yapmak bir zayıflık değil aksine Tanrı’ya itaatin en güçlü kanıtlarından biriydi. Tanrı iyiydi ve bundan ötürü herkes iyilik yapmak için gayret etmeliydi.

Etkinlik:

Diriliş Bayramı’nda güzel bir dekor yapmak için linke tıkla. Çalışman bittiğinde bizimle paylaşmayı unutma. https://www.kucakyayincilik.com/isa-dirildi-6/

Day 2 - 27th March

Saturday was the Sabbath, the day of rest. Everyone was home and no one did any work. Eliana and Yorum’s mother had already prepared all the food they needed the day before. The family sat on the floor eating their breakfast. Father took the bread and broke off pieces to give to everyone. I just remembered! The Teacher also talked about your mother…and this bread!

He did?! the children asked looking excitedly at their mother. Yes! The Teacher said his kingdom was like your mother mixing a tiny bit of yeast into her bread dough until it works its way into the whole lump.

Yoram shook his head. That doesn’t sound like a great kingdom… Taste and see, their mother said with a smile. As the children chewed their bread, Mother got up and took a handful of seeds from a bag. Here, you two. Here are some barley seeds for your treasure pouch to help you remember the taste of the Teacher’s kingdom!

Reading

The Parable of the Yeast

Matthew 13:33

Activity:

Listen to a worship song about Jesus and share the name of it with us.

3.Gün - 29 Mart

Tüm sınıf gruplar halinde hazırlıklarını tamamladı ve öğretmenlerini beklemeye başladılar. Çok heyecanlı ve sabırsızlardı. Öğretmen nihayet sınıfa geldi. Çocuklarla selamlaştıktan sonra birkaç gruptan projeler hakkında bilgi alacağını söyledi. Ne aşamada olduklarını kontrol etmek istiyordu.

1.Gruba döndü ve çalışmalarını gruptan bir arkadaşlarının anlatmasını istedi. Grup içinde fısıldaşmalar olurken, Selin usulca ayağa kalktı ve grup çalışmalarını anlatmaya başladı.

“Arkadaşlarımla şiir yazmaya karar verdik öğretmenim. Ben beş kıtalık bir şiir yazmayı düşünüyorum. Şiirin başlığı ve içeriği hazır. Diğer arkadaşlarım da şiirlerini yazmaya başladılar. Hepimiz proje sonunda yazdığımız şiirleri arkadaşlarımıza okuyarak farkındalık yaratmak istiyoruz. Sonrasında da şiirlerimizi okul panosuna asacağız’’ dedi Selin. Öğretmeni- “Şiirini merak ediyoruz’’ diyerek sözü Selin’e bıraktı.

“Şiirimin ismi ‘’Sev Arkadaşım’’ dedi Selin. Ve yazdığı kadarıyla okumaya başladı.

Sev Arkadaşım
Sevmek su gibidir
Açtırır tomurcukları
Büyütür fidanları
Lütfen sev arkadaşım.
Sev arkadaşım
İncitme değerli yürekleri
Sevdikçe güzelleşir, adeta renkleniriz.
Bir çiçek gibi olur, mis koku saçarız.
Sözlerin yaralamasın
Bakışların sarsmasın
Eksik görmek yerine
Sarıl kucakla arkadaşım
Kim sevilmek istemez
Kabalık kolaydır
İyiliğe güç gerek
Vazgeçme sakın sende sev arkadaşım

Yazdığı kadarıyla şiirini okuyan Selin biraz heyecanlanmıştı. Ama arkadaşlarının şiirini beğendiğini bakışlarından anlamıştı. Öğretmeni çok iyi gidiyor diyerek alkışlarla Selin’i tebrik etti.

Sonra sırasıyla diğer arkadaşları da şiirlerini yazdıkları kadarıyla okudular. Böylece gruptaki herkes çalışmasını anlatmış oldu.

Sıra Lidya ve arkadaşlarının grubuna geldi. Lidya heyecanla notlarını karıştırdı. Boğazını hafifçe temizledi ve grubun sözcüsü olarak ayağa kalktı. Öğretmen “Başlayabilirsin Lidyacığım’’ diyerek sözü ona bıraktı.

Lidya “Öğretmenim grup olarak sanat sergisi planladık ve üzerinde çalışıyoruz. Gruptaki herkes sanatsal çalışmalar yapacak ve bu çalışmaları okul salonunda sergileyeceğiz. Ürünlerde birbirlerine nazik ve hoş davranan kişileri göstereceğiz. İyilik için gerekli mesajları veren çalışmalar olacak. Özellikle iyilik eden öğrencileri okulda, parkta, sokakta resmetmeyi canlandırmayı düşündük. Ayrıca güzel fotoğraflar çekerek nezaketi anlatan kareler yakalayıp sergiye koymak istiyoruz.’’ Lidya farklı dergilerden topladığı birkaç fotoğrafı arkadaşlarına uzatarak bu gibi malzemeler kullanarak kolaj çalışması yapacağını söyledi. Lidya’da Selin gibi alkış alarak sandalyesine oturdu. Grubundaki Pelin de kendi çekmiş olduğu birkaç fotoğrafı arkadaşlarına gösterdi. Fotoğraflarına seçtiği güzel renkteki fon kartonlarından paspartular yaparak sergileyecekti. Grubun diğer kalanı da çalışmalarını anlattı ve alkışlarla tebrik aldılar.

Etkinlik:

Sende “Akran Nezaketi” hakkında güzel bir çalışma yap ve bizimle paylaş.

Day 3 - 28th March

The next day, Yoram and Eliana waited at the end of the road for their father to come home. Yoram had their treasure pouch tightly tied to his belt, ready for another pearl of wisdom from the Teacher. As soon as they saw their father come around the corner, they ran to him. What did the Teacher tell you today, Father?

Today, Father said with a twinkle in his eye, instead of telling you what the Teacher said, I’m going to show you. Give me your pouch. Yoram carefully untied the pouch and handed it to his father. Watch, Father said as he walked to the middle of the path. There he took some of the barley seeds out of the pouch and scattered them on the path.

What are you doing, Father? Nothing will grow on that hard path—the birds will come and eat the seeds! Father, nodded his head and smiled. Then he walked over to where a stone wall had fallen down and a few weeds had sprung up between the rocks. He dropped some seeds between the rocks.

Father! Aliana cried out. Our barley can’t grow there! Yeah, Yoram agreed. There isn’t enough soil for the roots to grow! Again, Father nodded his head and smiled. Then he walked to where a patch of thorny weeds were growing and threw more barley seeds in among the weeds.

Daddy, those weeds will choke the little seedlings! Father nodded and motioned for the children to follow him to a nice patch of rich soil. He put a small handful of seeds in Eliana and Yoram’s hands. Go ahead and toss those seeds on to this soil.

The children looked at each other then dropped their seeds into the soft, dark earth. Their father bent down and touched the ground. Now, you know what the Teacher said today. His kingdom is like a man who threw seed on the path, and the birds ate it. He threw seed on the rocky soil, and the roots couldn’t hold. He threw seed where the thorny bushes were, and the little seedlings were choked out. Then He threw seed on good moist soil—and the harvest was 30, 60, 100 times greater than the original seed! Together the three of them walked the rest of the way home. Yoram carefully checked the pouch to make sure there were still some barley seeds left.

Reading:

The Parable of the Sower

Matthew 13:3-8

Activity:

Draw a picture about today's story and share it with us.

4.Gün - 30 Mart

Her biri yüzünde kocaman bir tebessüm ile öğretmeninden aldığı övgü için sevinirken, teneffüs zili çaldı. Herkes dışarı çıkmak için ayaklanırken Lidya yine o aynı sesi işitti. “Çilli kızıl, çilli kızıl, çilli kızıl’’ ardından sessiz bir sırıtma. Lidya derin bir nefes alarak, Mehmet ve arkadaşlarına baktı, “Sizi kaç kez daha uyarmam gerekiyor bana böyle söylemenizden hoşlanmıyorum yapmayın!” diyerek onları uyardı. Mehmet ve arkadaşları yılın başından bu yana Lidya’ya böyle söyleyerek onu üzüyor, kırıyor ve öfkelendiriyorlardı. Lidya ne kadar uyarmış olsa da Mehmet ve arkadaşları bu kaba davranışı sonlandırmamıştı. Lidya nezaketinden ötürü öğretmenine ya da ailesine de bu konudan bahsetmemişti. Ancak artık bu duruma karşı sabır gösteremez haldeydi. Yine öfkelenmiş ve üzülmüştü. Buna rağmen gerektiğinde Mehmet ve arkadaşları için iyilik yapmaktan da vazgeçmiyordu. O hiçbir zaman intikam ile karşılık vermemiş ve onları üzmek istememişti. Derin bir nefes aldı ve okul bahçesine inen arkadaşlarına koridorda yetişti.

Merdivenlerden inerken can sıkıcı bu olayı düşünüyordu. Oysaki güzel bir ders ve planlama sonrası oldukça keyifli dakikalar geçirmeli ve bunun tadını çıkarmalıydı. Olanları düşünmemeye çalıştı. Ders zili çaldı ve derse girdi. Sonra diğer ders, diğer ders, diğer ders, derken artık eve gitme zamanı gelmişti. Bahçede servise doğru giden ağabeyi Çınar’ı görerek yanına koştu ve birlikte servise bindiler. Lidya sırt çantasını çıkararak dizlerinin üzerine koydu. Camdan dışarı bakmaya başladı. Açık olan radyodan belli belirsiz gelen müziğin ritmine kulağı takıldı. Hangi şarkı olduğunu anlamadı ama ayağı ile ritme eşlik etmeye başladı. Bu sırada diğer öğrenciler de bir bir gelmeye başladı. Herkes tamamlandığında servis hareket etti ve birer birer evlerine gittiler. Lidya ve Çınar da servis sokaklarına girer girmez hemen ayaklandılar. İnmek için biraz acele ediyorlardı. Nihayet servis demir kapının önünde durdu, Çınar ve Lidya’yı indirdi.

Etkinlik:

Bizi yaşama kavuşturan Tanrı’ya birlikte ezgiler söyleyelim. Aşağıdaki linke tıkla bize eşlik et.

https://www.youtube.com/watch?v=rHUcryEgvyk&list=PL6klBLrdLEfdCcGw9Z7ZF9HK58-NFHiXN&index=5
Day 4 - 29th March

What are you two looking at? Father called out to Yoram and Eliana who were looking at the ground, just off the side of the path.

We’re trying to see if the seed you threw here yesterday has started to grow, Eliana explained, still looking at the ground.

Their father laughed. Growth doesn’t happen that fast, but I can show you a plant that does grow pretty fast. He walked over to the other side of the path where several large mustard plants were growing. Next, he carefully picked one of the seed pods and rolled it in his hand. Look! See that tiny seed? That’s what the Teacher talked about today.

Yoram and Aliana looked at each other confused. Father laughed. See how small the seed is? But look what a large plant comes from it! Big enough even for the birds to build nests in it. Father held out his hand. Here, give me your pouch. As he dropped the mustard seeds from the pod into the children’s treasure pouch he explained, The Teacher said His kingdom is like this tiny mustard seed. That means it’s just as valuable as the ‘pearl.’

Reading

The Parable of the Mustard Seed

Matthew 13:31-32

Activity:

Pray that the people who do not know Jesus may one day know him as their Savior. Write 'Let everyone be saved' on our Facebook page.

5.Gün - 31 Mart

Lidya hemen zile bastı. Annesi gülen yüzüyle “Hoş geldiniz çocuklar’’ diyerek onları selamladı. İkisini de kucakladı ve kapıyı kapattı.

“Sınav nasıldı? Çınar’’ diye sordu annesi Özlem Hanım.

Çınar “Oldukça iyi geçti anneciğim’’ dedi gülen yüzüyle. “Çok sevindim Çınarcığım’’ diyerek hemen yemekleri kontrol etmek için mutfağa geri döndü. Mutfaktan çok güzel yemek kokuları geliyor ve adeta bir ziyafete davet hissi veriyordu. Akşam için leziz ve güzel yemekler olacağa benziyordu.

“Lidya senin günün nasıldı kızım?’’ diye seslendi annesi. “İyiydi anneciğim’’ diyerek odasına giden koridora doğru yürüdü Lidya.

Çınar ve Lidya okul çantalarını odalarına bırakıp, ellerini yıkadıktan sonra okul kıyafetlerini ev kıyafeti ile değiştirdiler. Biraz dinlenmek için odalarında kaldılar. Genelde okul dönüşü bir süre odalarında dinlenir, biraz ders çalışır sonra çıkarlardı.

Lidya okul çantasından kitaplarını çıkarırken, okulda Mehmet’in ve arkadaşlarının kendisine söylediklerini tekrar anımsadı. Düşündükçe üzülüyor ve kızıyordu. Onlar için dua etmenin iyi olacağını düşündü ve yatağına uzanarak gözlerini kapattı.

“Tanrım neden bunları yaşıyorum? Lütfen bana yol göster yapmam gerekenleri bana öğret. Çözümü sen sağla. Onlara nazik olmaları konusunda öğretmeni diliyorum âmin’’ dedi ve gözlerini açtı.

Sonra iman ettiği ve güvendiği İsa Mesih’in dünyada neler yaşadıklarını hatırlamaya başladı. Alçalış döneminde oldukları için bunu gün içinde sık sık anımsıyordu. İnsanlar O’na kötü sözler söylemiş, alaycı konuşmuş, öfkelendirmiş, hırpalamış, dışlamış, yaralamış, kırbaçlamış, başına dikenli taç takmış en sonunda O’ nu çarmıha germişlerdi.

Etkinlik:

Bugün ki öyküde kim dua ediyor? Bizimle paylaş. Sende dua etmek istediğin birini düşün. O’nun için dua et.

Day 5 - 30th March

When Eliana and Yoram met their father coming home on Tuesday, Eliana was holding the pouch, looking inside. Daddy, how can you tell good seeds from bad seeds? Father smiled. Well, that’s exactly what the Teacher talked about today! Why does the Teacher talk so much about seeds? Yoram asked scratching his head.

Good question, son. Let me tell you what the Teacher said today and maybe then you’ll have an answer. The Teacher said his kingdom is like a man who planted good seed in his field, but at night an enemy planted bad seed. When the wheat sprouted up, sadly, so did weeds.

Excitedly Yoram jumped in, Did he tell his workers to go pull the weeds like mom tells us to do in the garden? No, in fact, the farmer told his workers to wait and let the two grow up together until harvest time, because if they tried to pull the weeds now, they might damage the wheat.

The three were quiet for a moment. Yoram looked out at the grain fields. I guess the Teacher talks so much about seeds because in his kingdom, it’s not easy, but good things still grow. Father put his arm around Yoram. I think you’re right, son. So now, what are you going to put in that pouch?

Suddenly Eliana’s eyes lit up. I know! See this bracelet? She took a bracelet made of straw off her wrist. Yesterday I picked some of the wheat stalks and wove them together. If I try to separate them now, I’ll break them. I’m going to put the bracelet in our treasure pouch to remind me to be patient and wait for the Teacher’s time.

Reading

The Parable of the Weeds

Matthew 13:24-30

Activity:

Share with us a picture of some Easter decorations or preparations you have done at home for Easter.

6.Gün - 1 Nisan

Lidya odasında İsa Mesih hakkında derin derin düşünüyor ve dua aracılığıyla Tanrı ile konuşuyordu. İsa Mesih’in harika karakterini düşünüyor ve şükrediyordu. İsa Mesih, Baba Tanrı’ya olan itaati ile harika bir örnekti. Her zaman Baba Tanrı’nın isteğini önemsiyordu. Sık sık dua edip Göksel Babası ile konuşurdu. O kutsal kusursuz ve mükemmel insan ve aynı zamanda Tanrı’ydı. Dünya üzerinde yaşadığı dönemde çok nazik, duyarlı, merhametli ve sevgi doluydu. Kendisine kötülük yapanlara bile iyilik diler iyilik yapardı. İnsanlara çok derin ve önemli konularda öğretirdi. Her hastalığı, her illeti iyileştirmiş, insanları kötü ruhlardan özgür kılmış, açları doyurmuştu. Çocukları çok sevmiş ve onlarla zaman geçirmişti. Öğrencilerine hizmet ve yaşama dair pek çok şeyi öğretmişti. Acı çeken insanlarla birlikte üzülüyor, onların esenlikte olması için her zaman gayret ediyordu. Kimseye karşı adaletsizlik yapmadan herkesin adil olması için en iyi örnekleri gösteriyordu. Babası olan Tanrı’yı, insanlara tanıtmak istiyordu.

İnsanları sevdi ve onları günahtan kurtarmak için bu dünyada acılar yaşamaya razı oldu. Bizi o kadar sevdi ki sonsuz yaşama kavuşabilmemiz için kendini çarmıhta feda etti. O büyük, acı dolu tahta çarmıhta acılar içinde herkesin suçunu yüklendi. İsa Mesih, Mehmet ve arkadaşları için de canını vermişti ve onları da seviyordu. Ancak onların bundan haberi yoktu. Bu nedenle Lidya yeni bir bakış açısı ile durumu değerlendirmeye başladı. Belki de yaptıklarının yanlış ve günah olduğunun farkında bile değillerdi.

Lidya birden toparlandı ve kendini daha iyi hissederek okuldaki proje çalışmasına devam etmek için masasına oturdu. Kolajları yapmak için malzemelerini çıkardı. Zihninde tasarladığı şeyleri düşünmeye başladı. Makasını, yapıştırıcısını, renkli boyalarını, kağıtlarını ve diğer tüm malzemelerini düzenledi. Çalışmasını tamamlamak için hazırdı.

Etkinlik:

İsa Mesih dünyada insanlar arasında yaşarken neler yapmıştı? Bize yazın.

Day 6 - 31st March

Eliana and Yoram played hopscotch outside their house as they waited for their father to come home and tell them another story about the Teacher’s kingdom.

You stepped on a line, Yoram! You have to go back, Eliana called out. I did not! Look at my footprint! You did too! Eliana shouted. Look where the line is crooked. You have to go back! Yoram twisted his body to look back at the ‘5’ square. I didn’t do that! Yoram kept hoping to the end of the row. That’s the way you drew the line with that little stick of yours. You’re cheating! Eliana shouted even louder as she picked up her hopscotch pebble and started walking away.

Yoram quickly finished hoping down the row and ran to block his sister. You can’t take that pebble. It’s my pebble. I just loaned it to you. Just then they heard someone clear their throat. It was Father! Is there a problem here?

At once both children ran to their father shouting their side of the story. Father put a hand on each child and told them to sit down by the olive tree. Sometimes I think the Teacher is thinking of you two when he tells his Kingdom stories! What do you mean, Daddy? Eliana asked trying to look innocent. I mean today the Teacher told us about a servant who owed his king millions of denarii. There was no way the servant could ever pay back his debt. He pleaded with the king for mercy and the king forgave him. That must have made the servant happy, Eliana smiled.

You would think so, but instead of being happy, that servant went to another servant who owed him just a hundred denarii and started beating that servant when the servant said he couldn’t pay. Yoram shook his head, That must have made the king angry when he heard about it! Father nodded. You’re exactly right. The king was so angry with that unmerciful servant, he immediately threw him into prison. Then the Teacher said to us, just as your Heavenly Father forgives you, you must forgive each other from your hearts.

Eliana and Yoram looked at each other. I’m sorry for yelling at you, Yoram, and stomping off with your pebble, Eliana said softly. I’m sorry too, Eliana, Yoram responded. You were right, my foot did hit the line, and it’s ok if you keep the pebble. I have a better idea, Yoram, Eliana’s face brightened. Open the pouch. Yoram nodded with a smile, opened the pouch and they both dropped their hopscotch pebbles into their treasure pouch together.

Reading:

The Parable of the Unmerciful Servant

Matthew 18:23-35

Activity:

Click on the following link and let's make a Easter card for your loved ones.
https://www.kucakyayincilik.com/carmihli-kart-yapimi/

7.Gün - 2 Nisan

Lidya özel kağıtlarını çıkardı ve daha önceden dergilerden özenle seçip kestiği güzel fotoğrafları hazırladı. Fotoğraflardan birine uzunca baktı. Kâğıt toplayan bir çocuk fotoğrafıydı. Fotoğrafın kenarlarını şekilli makas kullanarak kesti ve dikkatle seçtiği özel kâğıdın üzerine yapıştırdı. Yanına renkli kalemleri ile kırmızı bir top ve bir çocuk çizdi. Çizdiği çocuk, kâğıt toplayan çocukla yüz yüze bakıyordu. Çocuk elindeki kırmızı topu kâğıt toplayan çocuğa oynamak amacı ile atıyor ve orada güzel bir nezaket, kardeşlik mesajı oluşturuyordu. İnsanları şartlarına ve dış görünüşlerine göre yargılamadan onlara değer vererek iyi zaman geçirilebileceği anlatıyordu. İsa Mesih’te öyle yapmamış mıydı?

O toplumun dışladığı insanlara sevgi ve merhamet gösterip dostluk kuruyordu. Bulaşıcı bir hastalık taşıyan adama bile dokunarak onu iyileştirip özgür kılmıştı.

Adam İsa’nın ayaklarını kapanıp ondan yardım istemiş, İsa Mesih ona elini uzatmış “İsterim temiz ol’’ demişti. Adam o anda cüzzam hastalığından iyileşmişti. İsa Mesih hem akranlarına hem de diğer kişilere çok sabırlı, nazik davranıyor ve sevgisini gösteriyordu.

İsa’yı dinlemeye gelen ailelerin çocuklarına engel olmaya çalışan öğrencilere İsa “Bırakın çocukları bana gelmelerine engel olmayın! Çünkü Göklerin Egemenliği böylelerinindir’’ diyerek onları uyarmıştı. Çocuklara önem veriyor, seviyor ve her zaman onlarla ilgileniyordu. Lidya tüm bunları düşünürken zaman hızlıca geçti. Çalışmasını tamamladı. Şöyle uzaktan bir göz gezdirdi ve yaptığı işten memnun kaldı. Kendi kendine “Güzel çalışma oldu” diyerek tebessüm etti. Çalışmasına güzel bir isimde koydu. “Dostluk’’

Etkinlik:

Sevdiğin arkadaşlarınla güzel bir etkinlik günü yap. Bizimle fotoğrafını paylaş.

Day 7 - 1st April

On Thursday Father was surprised that Yoram and Eliana weren’t out front waiting for him. He went into the house and asked Mother where the children were. The lamb got out again, she said, he couldn’t have gotten far. They should be back soon.

I’ll go look for them, he said as he walked out toward the hill where they usually found ‘Wanderer’ as they called him. He was surprised not to see them when he got to the top of the hill. He started calling out their names. Finally, in the distance he heard them calling, Daddy, we’re over here with Wanderer, he’s stuck! Come help us! Father ran down the other side of the hill and found Yoram and Eliana trying to pull Wanderer away from the spikey branches that had gotten caught in his fur.

Okay, don’t push too hard. I think we’re going to have to free him bit by bit. Father knelt down and started unravelling Wanderer’s fur from the branches. He chuckled as he worked saying, So YOU are the lost sheep the Teacher was talking about today! Did the Teacher really talk about Wanderer today, Daddy? Eliana asked with surprise.

Well, he did talk about a lost sheep and how a good shepherd is willing to leave all the other sheep grazing on the hillside in order to go and find that one lost sheep. He said, when the good shepherd finds that little runaway lamb, he carries it back safely to the sheepfold on his shoulders. Father smiled, picked up Wanderer and lifted him onto his shoulders. I wonder what we should put in our treasure pouch for this story? Eliana thought out loud.

Father ran his fingers over Wanderer’s back and held out a clump of wool. How about this? It will remind you of our little lost sheep...and how valuable he is!

As they headed back over the hill together Eliana said, I wish we could meet the Teacher...I feel like he already knows us! Father stopped and thought for a minute. Why not? I’ve seen others bring their children to the Teacher. I know he really loves kids. Tell you what, after the Sabbath, I’ll take you with me to meet the Teacher. Make sure you bring your pouch. I’m sure he’ll have many more ‘pearls of wisdom’ to share with you!

Reading:

The Parable of the Lost Sheep

Luke 15:4-6

Activity:

Click on the following link and let's make a sheep.
https://www.kucakyayincilik.com/kuzu-yapiyoruz/

8.Gün - 3 Nisan

Aradan koca bir hafta geçti. Öğrencilerin yaptıkları çalışmaların sergilenme zamanı geldi. Tüm sınıf sergi salonunda kendilerine ayrılan bölüme çalışmalarını özenle hazırlayıp sergiliyordu. Konuklar ve öğrenciler sergiyi gezmek için gelmeye başlamışlardı bile. Tepeden aydınlatan spot ışıkları altında yaptıkları çalışmalar çok dikkat çekici görünüyordu. Duvara asılmış kolaj çalışmaları, resimler, fotoğraflar, panodaki şiir ve yazılar, her biri görülmeye değer özel çalışmalardı. Gruplardan biri gösteri bile hazırlamıştı. Lidya’da heyecanla gelen konukları güler yüzü ile selamlıyordu. Açılış için öğretmen konuşmasını yaptı. Şiir yazan gruptan Selin ve arkadaşları şiirlerini okudular.

Ardından öğrenciler hazırladıkları oyunu sergilemek için sahneye çıktılar. Konu “Akran nezaketiydi.’’ Çocuklar bu gösteri ile sınıf ortamını canlandırarak, birbirlerine nazik ve güzel davranmanın önemini göstereceklerdi. Birbirlerine özenli, saygılı ve güzel konuşarak, olması gereken tutum ve davranışlarla sesleniyorlardı. Tüm bu nazik davranışlar izlenirken, izleyici tarafından alkışlanıyor ve taktir görüyordu.

Sahneye birden dikkat çeken rolü ile alaycı bir karakter girerek grup içindeki arkadaşına rol gereği taktığı lakapla “Nasılsın bücür?’’ diye seslendi. Senaryo gereği çocuğu nerede görse aynı şekilde sesleniyordu. Bu lakabı arkadaşı ufak tefek olduğu için takmıştı. Arkadaşı bu sesleniş karşısında “Artık bu durumdan çok sıkıldım ve öğretmen ile konuşacağım’’ diyerek haklı bir çıkış yaptı. Rol gereği sahne değişti yaşanılan durum öğretmene bildirildi. Öğretmen rolündeki ise sınıfta en uzun boya sahip olan Bülent’ti. Alaycı çocuk, öğretmeni tarafından çağırıldı ve zorbalık yapmak hakkında öğretmeni kendisi ile konuştu. “Zorbalık; karşıdaki kişiye sürekli olarak kırıcı, özensiz ve istemediği şekilde davranmak, dışlamak, yok saymak, istemediği şekilde seslenmek gibi davranışlardır. Bunlar kişiyi üzer ve kırar. Senin de arkadaşına istemediği şekilde davranman, seslenmen seni daha iyi ya da üstün biri yapmaz. Aksine böyle yaparak çok değerli arkadaşlıkları, dostluk kurma fırsatlarını kaçırabilirsin. Bu da sana hiçbir şey kazandırmaz’’ dedi öğretmen rolündeki Bülent. Bu sahneyi izleyen tüm seyirciler dikkat kesilmişti. Alaycı çocuk, seyircinin ilgisinden çok memnun olarak rolüne devam etti. Senaryo gereği hemen yaptığı yanlışı fark etti “Arkadaşımı bu kadar üzeceğimi düşünemedim öğretmenim’’ diyerek hatasını telafi edeceğini söyledi ve öğretmenin yanından ayrıldı. Bu sahne için de yüksek alkışlar duyuluyordu.

Sahne yine değişir ve alaycı çocuk arkadaşına nazik olmadığından ötürü özür dilemek için hazır beklemektedir. Elindeki çekmeceli çikolatayı uzatarak “Seni sözlerimle kırdığım için üzgünüm, beni lütfen affet’’ diyerek güzel bir örnek davranış sunar. Yanındaki arkadaşları da incelikli davranışı için çocuğu tebrik ederler. Güzel bir barışma sağlanır ve sarılırlar. Oyun böylece sonlanır. Tüm oyuncular el ele tutuşarak konukları selamlarlar. Kısa ama çok etkili bir oyun olduğunu düşünen seyirciler, onları uzunca alkışlar ve sergiyi gezmek üzere dağılırlar.

Herkes oyunu dikkatle izlemiş ve çok beğenmişti. İzleyenler arasında Mehmet ve arkadaşları da vardı. Mehmet oyunu izledikçe Lidya’ya yaptıklarını düşünüyor ve aslında ne kadar kırıcı olduğunu fark ediyordu.

Arkadaşlarına dönüp “Lidya’ya yaptıklarımız için biz de af dilemeliyiz ve bunu tekrar yapmamalıyız’’ dedi. İzlediği bu sahne oyunu Mehmet’i çok etkilemişti. Sergi salonunda herkes ürünleri keyifle incelerken Mehmet, Lidya ile göz göze geldi ve “Sana yaptıklarımız için üzgünüm dedi. Kendimi nasıl affettirebilirim?’’ diyerek tokalaşmak için elini uzattı. Lidya hemen ettiği duayı anımsadı ve içinden “Tanrım çözüm ne kadar hızlı oldu? Sağladığın çözüm için teşekkürler’’ dedi. Yüzündeki tebessümü saklayamıyordu. “Beni mutlu ettin teşekkürler Mehmet’’ dedi ve ekledi. “Affettim bile’’ Mehmet’in verdiği çikolatadan ona da uzattı. Gülüşerek birlikte çikolatalarını yediler.

Etkinlik:

İsa Mesih’in herkesin günahları için çarmıha gerildiğini bu çalışmayı yaparak anımsa. Linke tıkla ve çalışmayı yaptığında bizimle paylaş. https://www.kucakyayincilik.com/carmihta-ki-sevgi/

Day 8 - 2nd April

There were still several hours before Father would be coming home. Eliana and Yoram decided to go back to the other side of the hill and pretend they were lost sheep looking for the Good Shepherd. At one point, Yoram felt a branch tug on the treasure pouch tied to his belt. Fortunately, he was able to tug on it hard enough to free it. But when the two of them emerged from the thicket, Yoram noticed that the pouch had come untied. He put his hand in the pouch and felt his heart sink.

Eliana! he called out trying to hold back tears. The treasures are gone! He took the pouch off of his belt and looked inside. All he could see were a few tiny seeds and a few strands of Wanderer’s fur. Eliana rushed over, What happened?

Everything must have fallen out when I pulled it from the branches...or maybe things just slowly fell out while we were playing...I don’t know what happened! It was almost impossible now for him to hold back tears. Together they ran back to the thicket and started looking frantically for the tiny seeds, the pebbles, the wheat stalk bracelet Wanderer’s fur and the 'pearl.' It was no use, there was too much underbrush. They walked back silently towards the path home, all the while wondering what they would tell their father.

As they approached the path near their house, they saw Father walking slowly towards them. His face was turned towards the ground. Before they could speak, Father looked up, shook his head and said, Today’s story is very sad. Eliana and Yoram looked at each other. How did you know we lost the treasure, Daddy? Yoram asked as bravely as he could. Father stood silent, looking confused.

Up on the hill, our treasures fell out of the pouch, Eliana tried to explain through her tears. We looked everywhere, but we couldn’t find them. All our treasures are gone! Father knelt down and wrapped his arms around Eliana and Yoram. I’m so sorry, children, but I’m afraid we all lost a much greater treasure today. The Temple leaders arrested the Teacher. They turned him over to the Roman soldiers who hung him on a cross until he died...

Reading

The Crucifixion of Jesus

Luke 23:26-46

Activity:

To remember Jesus's death click on the following link let's make something special.
https://www.kucakyayincilik.com/mesihim-golgatada/

9.Gün - 4 Nisan

Lidya yine yeni güne uyandı. Gözünü açar açmaz, önceki akşam İsa Mesih’in son akşam yemeğini ailece andıklarını ve Tanrı’nın sağladığı kurban kuzusu İsa Mesih için şükrettiklerini anımsadı. Bugün de İsa Mesih’in ölümü anılacaktı. İçinde hüzünle karışık sevinç vardı. Diriliş Bayramı artık çok yakındı. Ancak ölüm olmadan dirilişte olmazdı. İsa’nın acılarını ve ölümünü düşündü. Biricik Oğul herkesin günahı nedeniyle çarmıhta ölmüştü. Tanrı’nın verdiği Biricik Oğul İsa Mesih için tekrar yüreğinde Tanrı’ya teşekkür etti.

Yatağında doğruldu ve dua etmeye başladı. “Yüce Kral Mesih, seni tanımayanlar da tanısınlar. Sen Tanrı ile insan arasındaki günah engelini kaldırdın. Bize sonsuz yaşam kapılarını açtın. Cennette bizimle yaşamayı vaat ettin. Çarmıhta benim yerime acı çekip günahlarımızın bedelini ödediğin için teşekkürler. Yüce ve kutsal adınla âmin.’’ dedi ve gözlerini açtı. Yataktan kalktı, ailesi ile kahvaltısını yaptı. O gün akşam için planlarını düşünmeye başladı. Akşam kilisede anma ve dua zamanı olacaktı. Ezgiler söylenecek ve Kutsal Kitap’tan ayetler okunacaktı.

Gün içinde sıkça İsa Mesih’in kendisini ne kadar çok sevdiğini düşündü. Aynı zamanda eksik kalan bayram süslemelerini tamamladı. Çarmıhların olduğu dekoru sehpaya yerleştirdi. Renkli yumurtaların bulunduğu kaseleri masanın ortasına koyarak yanlarına sarı ve beyaz kır çiçeklerini yerleştirdi.

Lidya annesinin sesi ile irkildi. “Haydi Lidya markete gitmeliyiz. Yarınki paskalya çörekleri için malzeme almamız gerekiyor’’ dedi. “Tamam anne’’ diye yanıtladı Lidya. Alışveriş çantalarını da alarak markete doğru yola çıktılar.

Marketin karşısında birden arkadaşı Mehmet’i gördü. O da annesi ile markete gelmişti. Markette anneleri sohbet ederken onlarda paskalya çöreklerinden bahsediyorlardı. “Çörekler yarın için, eğer kutlamamıza gelirseniz çöreklerden ikram edeceğiz herkese.’’ dedi Lidya. Mehmet “Sanırım annen annemi ikna etti bile’’ diyerek yanından ayrıldı. El sallarken “belki yarın bende olurum’’ dedi.

Etkinlik:

Arkadaşına bayramda vermek için güzel bir hediye hazırla. Sizin için bir örnek yaptık. Linke tıklayın.

https://www.kucakyayincilik.com/coraptan-hayvanlar/

SILENCE

Reading:

Luke 23:50-56

10.Gün - 5 Nisan

Lidya’nın keyfi yerindeydi. Bayram günü nihayet gelmişti. Herkes sevinç içindeydi. En güzel kıyafetler giyilmiş ve herkes en iyi hali ile kiliseye gitmek için hazırlanıyordu. Yumurtalı paskalya çörekleri ile dolmuş sepetler rengarenk süslenmişti. Harika bir bayram kahvaltısı için yemek masası çeşit çeşit yiyecekler ile donatılmıştı. Kahvaltı için Çınar ve Lidya’nın teyzeleri, kuzenleri ve enişteleri gelmişti. Birlikte bu güzel sofraya oturdular. Ardından baba Murat Bey şükür duası etmek için boğazını hafifçe temizledi ve her şey için Tanrı’ya şükürler sundu. Hep birlikte kahvaltılarını yaptılar. Kiliseye gitmek için üç araba ile yola çıktılar. Kilisede herkes çok şık ve mutluydu. Bayramlaşmalar ve selamlaşmalar yüzlerdeki sevinci arttırıyordu. Kutlama ezgilerle başladı. Sonra vaiz kürsüye geldi. İsa’nın dirilişinin ne kadar büyük bir mucize olduğunu ve nasıl kurtuluşumuzu sağladığını anlatıyordu. İsa Mesih ölümü yendi ve dirildi. Sonra Kutsal Kitap’ını açtı ve ilgili ayetleri okudu.

(Matta 28:1-10)

Şabat Günü'nü izleyen haftanın ilk günü, tan yeri ağarırken, Mecdelli Meryem ile öbür Meryem mezarı görmeye gittiler.
Ansızın büyük bir deprem oldu. Rab' bin bir meleği gökten indi ve mezara gidip taşı bir yana yuvarlayarak üzerine oturdu. Görünüşü şimşek gibi, giysileri ise kar gibi bembeyazdı. Nöbetçiler korkudan titremeye başladılar, sonra ölü gibi yere yıkıldılar.
Melek kadınlara şöyle seslendi: “Korkmayın! Çarmıha gerilen İsa'yı aradığınızı biliyorum. O burada yok; söylemiş olduğu gibi dirildi. Gelin, O'nun yattığı yeri görün. Çabuk gidin, öğrencilerine şöyle deyin: ‘İsa ölümden dirildi. Sizden önce Celile'ye gidiyor, kendisini orada göreceksiniz.’ İşte ben size söylemiş bulunuyorum.”
Kadınlar korku ve büyük sevinç içinde hemen mezardan uzaklaştılar; koşarak İsa'nın öğrencilerine haber vermeye gittiler. İsa ansızın karşılarına çıktı, “Selam!” dedi. Yaklaşıp İsa'nın ayaklarına sarılarak O'na tapındılar. O zaman İsa, “Korkmayın!” dedi. “Gidip kardeşlerime haber verin, Celile'ye gitsinler, beni orada görecekler.”

Vaiz devam etti. “Rabbimiz Diridir. İsa Dirildi!’’ Sonra kilisede bulunan inananlar “Gerçekten de Dirildi!’’ diyerek karşılık verdi. “Herkesin günahı için öldü ve dirildi. Birçok kişi buna tanıklık etti. Gözleri ile görüp ona dokundular.’’ Tüm bunları dikkatle dinleyen Lidya bir anda kalabalık koltuklar arasında Mehmet ve annesini vaazı dinlerken gördü. Mehmet neden bahsedildiğini anlama çalışır gibiydi. Onları görmek Lidya’yı çok mutlu etti. Önceleri kendisine iyi davranmayan bir okul arkadaşı nasıl olurda kiliseye gelir diye düşünürken, “Tabi ki Tanrı sayesinde. Tanrımız diri Rab’ dir, O bizi duyuyor ve dualarımızı yanıtlıyor.’’ dedi içinden.

Kutlama biter bitmez annesini de yanına alarak Mehmet ve annesinin bulunduğu yere yöneldi Lidya. Gelen konuklar için hazırlanan renkli yumurta ve paskalya çöreklerinden ikram ettiler. Mehmet ve annesi biraz utanarak ikramları kabul etti ve “Bayramınız kutlu olsun’’ diye söze girdi hemen Mehmet. Annesi de iyi bayram dileklerini sundu ve birlikte yemek eşliğinde sohbete geçtiler. Kutlama Lidya için daha da sevinç dolu bir hal almıştı. Özellikle geçirdiği son iki hafta ona çok umut veriyordu. Çünkü Diri Tanrı İsa Mesih dualarını hızlıca yanıtlamıştı. Tanrı Mehmet’in yüreğini yumuşatmış onları iki iyi dost yapmıştı. Lidya tanıdığı harika Tanrı’yı onların da tanıması için dua etmeyi sürdürecekti. Artık iyi iki arkadaş olarak okul hayatları çok daha güzel ve keyifli bir hale gelmişti. Tanrı’nın sağladığı her şey için şükreden Lidya, kötüye ve kötü olana yenilmeyen İsa Mesih’e sağladığı güzel dostluk için de şükürler sunmaya devam etti.

Bayram Mesajı

İsa Mesih çarmıha gerildikten üç gün sonra dirildi! Artık O'na iman edenler için Cennet kapıları açıktır. Böylece Tanrı ile sonsuz bir yaşam sürebiliriz.

Bugün Diriliş Bayramı, bu güzel bayram hepimize kutlu ve mutlu olsun! İsa’ya her gün sevgisi için şükredelim! İsa dirildi, İsa yaşıyor. Gerçekten de Dirildi!

İsa, Göksel Babası’ nın yanına gitti ama bizi yalnız bırakmadı. Bize bir yardımcı gönderdi. Bu yardımcı Kutsal Ruh ’tur. Bunun için dua ile Tanrı’ya şükredelim. Bayram sevincimizi arkadaşlarımızla paylaşalım. Bayramımızı sevinçle kutlayalım.

Etkinlik:

Sen de bu sevinçli bayram gününde sevdiklerinle güzel bir bayram fotoğrafı çektir ve bizimle paylaşmayı unutma.

Day 10 - 4th April

Yoram and Eliana woke up early Sunday morning. They hadn’t slept well for two nights, ever since Father told them what happened to the Teacher. Eliana poked Yoram, Yoram! she whispered loudly, Where’s our treasure pouch? Yoram rubbed his eyes, I don’t know, I think I threw it over there in the corner. Who needs an empty pouch anyway? Just looking at it makes me sad!

Eliana tiptoed over to the corner and picked up the pouch. C’mon, she pulled at his blanket, let’s go back and try to find the treasure...you never know... Yoram thought it was a stupid idea, but he was already awake and so he followed his sister out of the house and up the hill to the thorny bush area. Again, they got on their hands and knees and tried to feel around carefully for any sign of their lost treasure. Suddenly, they heard someone behind them say, What are you looking for?

They turned around and saw a man with a warm smile on his face. Eliana and Yoram stood up and dusted themselves off. Yoram spoke first. Uh, well, we’re looking for some things that wouldn’t be very important to you, but, they’re very important to us. Pebbles, seeds, lamb fur, things like that... Eliana added. The man smiled, took a step closer and opened his hand. You mean these?

The children stared at the man’s open palm. The treasures were all there!, the barley seeds, the tiny mustard seeds, the wheat stalk bracelet, the hopscotch pebbles, Wanderer’s fur and the white stone ‘pearl.’ And there was something else—a deep scar just above the man’s wrist. Teacher!?!? was all they could say as they looked up into his face.

These are very important to me, the man nodded his head as he reached for the treasure pouch. I’m glad they’re important to you. Then he carefully placed the treasure back in the pouch. Because YOU are very important to me. Next, he handed the pouch back to Yoram, placed his hands gently on their heads and said, Dear children, welcome to my Kingdom, which you cherish so much. Never forget, it belongs to you!

Reading:

He is Risen!

John 20:1-18

Activity:

Have a wonderful Easter Celebration! Take a photo and share it with us. He lives - Christ is Risen!

Paylaş